JAN29

Fenerbahçe'den UEFA Disiplin Kurulu savunması sonrası ilk açıklama!

Fenerbahçe'nin UEFA Disiplin Kurulu'na yaptığı savunmanın ardından kulübün avukatı Tolga Aytöre ve yönetici Şekip Mosturoğlu basına açıklamalarda bulundu.

22 Haziran 2013 | 15:40
Fenerbahçe'nin yönetim kurulu üyeleri Şekip Mosturoğlu ve Tolga Deniz Aytöre, UEFA'nın, sarı lacivertli takım ile ilgili kararını Pazartesi ya da Salı günü vereceğini açıkladılar.

UEFA'nın Nyon'daki merkez binasında yaklaşık 6 saat süren duruşmanın ardından basın mensuplarına açıklama yapan yönetim kurulu üyesi Deniz Tolga Aytöre, "Türkiye'deki 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin değerlendirmesi alınarak bir rapor oluşturuldu. 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nden farklı olarak önümüze bir şey konmadı. Disiplin müfettişinin raporu bizim açımızdan iyi ve doğru hazırlanmış değil. 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hükümlerinden farklı hiçbir şey yok. UEFA talimatlarına ilişkin hiçbir şey konmadı. Uluslararası bir maçı katmadan hazırlanan bu rapor çok ciddi bir rapor değildir. Kamuoyu bunu bilsin. Çok çok ağır bir karar çıkmasını beklemiyoruz bizim adımıza. Pazartesi ya da salı günü verilecek karar. Bize bu yönde bilgi verildi. Farklı iki rapor ve iki bakış açısı var. Müfettiş değişti diye savunma yapmamızda bizim için bir şey değiştirmeyecekti. Pazartesi ya da salı günü karar verilecek" diye konuştu.
 
AÇIKLAMANIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN



Şekip Mosturoğlu ise 6 saate yakın uzun bir duruşma olduğunu belirterek, "Pazartesi ve Salı günü kararların çıkacağı söylendi. Değişik kararlar çıkabilir. Kişisel değerlendirmemi söyleyeyim; 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı bellidir. O kararın üzerinden gidildiğinde bir önyargı oluşur. Bir temyiz hakkımızı kullandık. Oradaki bazı ibareler bile şüphe yaratmaya yetiyor. Çok tek taraflı bir rapor vardı. UEFA'nın ister istemez önyargılı bir yaklaşımı var, ancak yaptığımız savunmalarla bu önyargıyı kırdığımızı düşünüyorum. Yüksek standartlı bir duruşma oldu. Transfer şikesi kavramı Türkiye'de kanunda yeri olmayan bir durum ancak UEFA tarafında oldukça açık bir şekilde yeri var. Çok zaman olmadı ancak biz elimizdeki maç görüntülerini de teslim ettik. UEFA'nın ister istemez önyargılı bir yaklaşımı var, ancak yaptığımız savunmalarla bu önyargıyı kırdığımızı düşünüyorum" dedi.
Etiketler: Fenerbahçe, UEFA Disiplin Kurulu, ceza, Şekip Mosturoğlu, Tolga Aytörehttp://www.varaktasarim.com/

continue reading

Samsun'da Erdoğan'a sürpriz

JAN29


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Milli İradeye Saygı mitingleri çerçevesinde Samsun'da konuştu. Erdoğan'ın miting konuşması sırasında ise ilginç bir olay yaşandı.

Samsun'da Erdoğan'a sürpriz
DHA
Başbakan'ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan'a ait olan "Erdoğan'ı yedirmeyiz" sözü son günlerin AK Parti çevrelerinde en popüler sloganlarından biri haline geldi.
PARAŞÜT SÜRPRİZİ
 
Söz konusu slogan Samsun mitinginde Erdoğan'a sürpriz olarak paraşüte yazıldı. Bir paraşütçü, miting alanın üzerinden uçarken, kameralar üzerinde "Yedirtmeyiz" yazan paraşütü dakikalarca gösterdi. O sıra Erdoğan'ın gözü de uzun süre bu paraşüte takıldı. Başbakan paraşütçüye selamlarını gönderdi ve konuşmasına devam etti.
Etiketler: erdoğan, paraşüt,http://www.varaktasarim.com/

continue reading

Erdoğan Samsun mitinginde

JAN29


"Şimdi Taksim Meydanı'na bakıyorsunuz, bikinili çılgınlar çıkarıyorlar. Bu toplum bu mu? Bir tane sipariş bikiniliyi Taksim Meydanı'na çıkarıyorlar, niye? Tahrik etmek için, bu toplumun sabrını taşırmak için, bu toplumun değerleriyle oynamak için bunu yapıyorlar" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Onlar milyonlarca tweet atsınlar, bizim tek bir Besmele'miz oyunları bozar. Onlar yaksınlar, yıksınlar, yağmalasınlar; bizim tek bir La Havle'miz bütün tuzağı bozar. Onlar camilere ayakkabı ile girsinler, camilerimizde içki içsinler, başörtülü kızlarımıza el uzatmaya kalksınlar. Bu milletin bir duası, bir kez 'ya Allah, ya Fettah, ya Sabır' demesi onların bütün hesaplarını alt üst eder." dedi. 
Başbakan Erdoğan, AK Parti Samsun İl Başkanlığı'nın organizasyonunu üstlendiği "Büyük Oyunu Bozmaya, Haydi, Tarih Yazmaya" sloganıyla düzenlenen "Milli İradeye Saygı Mitingi"nde halka hitap etti.

Erdoğan Samsun mitinginde
DHA
SAMSUN’da ’Milli İradeye Saygı’ mitinginde konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gezi Parkı olaylarına değinerek, "Onlar milyonlarca tweet atsınlar, bizim tek bir besmelemiz oyunları bozar. Onlar yıksınlar, bizim tek bir la havlemiz bütün tuzağı bozar. Onlar camiye ayakkabıyla girsinler, camilerimizde içki içsinler, başörtülü kızlarımıza el uzatmaya kalksınlar, bu milletin bir duası onların bütün hesaplarını alt üst eder" dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ankara, İstanbul ve Kayseri’nin ardından Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda ’Milli İradeye Saygı’ mitinginin dördüncüsünü yaptı. Bugün LYS dikkate alınarak mitgin saat 17.00’de başladı. Cumhuriyet Meydanı’ndaki yaklaşık 50 bin kişinin ’Başbakan Erdoğan’ sloganlarıyla kürsüye gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ’Milli İradeye Saygı’ mitinginde muhalefeti eleştirerek Gezi Parkı olaylarına değindi. Konuşmasına "Güneşin doğduğu şehir Samsun’dan, Kurtuluş Mücadelesi’nin başladığı şehir Samsun’dan, Karadeniz’in lokomotifi Samsun’dan tüm Karadeniz’i tüm Türkiye’yi gönülden selamlıyorum" diyerek başlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Karadeniz söyleyeceği neyle söyler" diye sordu ve şunları söyledi:
"Karadeniz söyleyeceği kemençe ile söyler, sazla söyler, türküyle söyler. Karadeniz söyleyeceğini tulumla söyler. Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi İskoçya gaydası ile söylemez. Karadeniz vandallara söyleyeceğini çoktan söyledi. Ne diyor bizim uşaklar; Devirdik biraları, yaktık arabaları, cam çerçeve indirip kandırdık insanları, ağaç mağaç diyerek kandırdık biz onları."
Karadeniz’in haftalardır dolduğunu belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Karadeniz doldu. Doldu ama taşmadı. Taşkınlık yapmadı. Siyasette söyleyeceğini sandıkta söyledi. İnşallah yine sandıkta söyleyecek. Cumartesi Ankara’da, Pazar İstanbul’da 1.5 milyon insan seslerini dünyaya duyurdu. Şimdi sıra Samsun’da. İşte Samsun’un cumhuriyet meydanı tıklım tıklım dolu. Sizlere sesleniyorum bakalım ne diyeceksiniz? Taksim, Ankara, Türkiye, dünya duyar mı? Samsun demokrasiye sahip çıkıyor muyuz, sandığa, milli iradeye, Türkiye’ye sahip çıkıyor muyuz? Bizimle misin Samsun? Bir miyiz, kardeş miyiz Hep birlikte Türkiye miyiz Samsun ? Allah’ın izniyle bu iş bitmiştir" dedi.
Kalabalıktan ’Evet’ yanıtı alan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sizin şu gür sesiniz var ya Türkiye üzerinde hesabı olanların planlarını bozmuştur. Televizyonlardaki yayınları falan hiç kafanıza takmayın. Bunlar İstanbul’daki muhteşem karşılaşmayı görünce oyunları bozuldu, hesapları altüst oldu. Ben Ankara mitingimizde ’Biz sabırla direniriz, itidalle direniriz, ellerimizi semaya açıp duamızla direniriz’ dedim. Onlar milyonlarca tweet atsınlar, bizim tek bir besmelemiz oyunları bozar. Onlar yıksınlar, bizim tek bir la havlemiz bütün tuzağı bozar. Onlar camiye ayakkabıyla girsinler, camilerimizde içki içsinler, başörtülü kızlarımıza el uzatmaya kalksınlar, bu milletin bir duası onların bütün hesaplarını altüst eder. Bu milletin sabrı her şeye galip geldi, kurulan tüm tuzakları alt üst etti. Olaylar başladığında içerdeki bazı medya, sanatçılar sözüm ona, yazarlar sözüm ona, bazı sözüm ona aydınlar, hatta bazı ülkelerin liderleri ’Ağaç, Gezi Parkı, polis şiddeti, demokrasi, hukuk, özgürlük’ dediler. Yakılan polis otolarından, yakılan araçlardan, kamu kurumlarına yapılan saldırılardan bahsetmediler. Utanmadan hala bunları kalkıyorlar Gezi Parkı’na sahip olmaktan bahsediyorlar. Bunların derdi ağaç mıydı? Derdi ağaç olan ağaçları devirir miydi? Bunu Tayyip Erdoğan’a karşı yapıyorsunuz. Erdoğan’ın başında olduğu iktidar 10 yılda 2 milyar 800 milyon ağaç dikmiş. Sizin nerede bir dikili ağacınız var."
CHP’lilerin kendilerine çevrecilik dersi vermeye kalktığını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu CHP zihniyeti çöptür, kirliliktir, susuzluktur, hava kirliliğidir, bereketsizdir. Onlar iktidarken bu ülkede yağ, ekmek kuyrukları vardı. Şu anki genç kardeşlerim AK Parti iktidarında tokluğu gördüler. Yokluğu bilmiyorlar. O yüzden ayırt edemiyorlar. O gençlere seslendim; Bu Ak Parti iktidarında göremediğiniz ne? Söyleyemediler bir şey. Hatta bir tanesi ’Başörtüsü yüzünden yurtdışına çıktım. Ülkeye sizden sonra döndüm’ dedi Hani özgürlüktü? Bu sabah bir baktım. CHP’liler toplanmış bir araya özgürlükten bahsediyor. Ne özgürlüğü ya. Sizin olduğunuz yerde özgürlük mü olur. Özgürlük AK Parti iktidarında başladı. Karşımızda CHP, MHP vardı. Onlara rağmen bu mücadeleden millet olarak galip çıktık."
Konuşmasında Gezi Parkı eylemlerine değinmeye devam eden Erdoğan ’Zahide Nine’ye övgüler yağdırarak konuşmasını sürdürdü. Başbakan Erdoğan, "Elinde molotof olan, taş olan teröristi bunlar sempatik gösterdiler. Ama Samsunlu bacılarım, ninelerim; bunlar Zahide ninenin kahramanca haykırışını hiç dile getirmediler. Yakıp yıkanları afacan çocuk gibi gösterdiler. Ama polisin sabrını, milletin vakarını hiç ama hiç göstermediler. Olayın başından itibaren sürekli yalan söylediler, manipülasyon yaptılar, hukuku ayaklar altına aldılar. Şimdi Taksim’e bakıyorsunuz. Bikinili çılgınlar çıkarıyorlar. Bu toplum bu mu ya. Sipariş bikiniliyi Taksim Meydanı’na çıkarıyorlar. Tahrik etmek için, bu toplumun sabrını taşırmak için bunu yapıyorlar" dedi.
Oynat
"UTANMADAN ’MÜFTÜNÜN KARISIYIM’ DEDİ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Samsun mitinginde CHP’ye ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na ağır dille eleştirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Zahide nineye para teklif ettiler. Ama o ne dedi? ’Benim maaşım var’ dedi. Ben zannettim ki ’Benim sadakalarım sizi doyurur’ diyecek sandım. O anaların eli de öpülür, ayaklarının altı da. Genç kızlarımıza diyorum ki; Sizin için örnekler onlar. Zahide nineler örnekleriniz. Bu duruşta birlik, beraberlik, bu ülkenin değerlerine sahip çıkmak var. CHP’liler ne kadar ilkesiz. Biri utanmadan çıktı ’müftünün karısıyım’ diye ortaya çıkıyor, Başına da örtü takmış. Aman bu oyunlara gelmeyin. CHP’nin geçmişinde çoktur bu oyunlar. Bu kadının iki yüzlülüklerini gördük. Şişli Belediyesi’nde çalıştığını gördük. Bunların ne kadar çaresiz olduklarını gördük. Polise eylemde küfreden, gençlere para veren CHP örneklerini de gördük" diye konuştu.
Türkiye’de 3 hafta devam eden Gezi Parkı eylemlerinden faiz lobisinin kazançlı çoktığını anlatan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, buna karşılık az da Türkiye ekonomisi, turizmi, imajını, uluslararası gücünü lekelendiğini söyledi. Başbakan Erdoğan, şöyle dedi:
"Brezilya’da da aynı oyun oynanıyor. Semboller, afişler, twitter, uluslararası medya aynı Türkiye’de başaramadıklarını Brezilya’da başarabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Şimdi özgürlük diyorlar. Türkiye’de hiçbir dönemde olmadığı kadar özgürlük var. Kimin giydiğine, içtiğine, nerede gezdiğine, tozduğuna karışıyoruz. Herkes istediği gibi giyiniyor. Bu ülkede giyimine karışılan varsa benim başörtülü kardeşlerimdir. Şu olayda bile başörtülü kızlarımız taciz edildi. Sen ne giyiyorsan giy ama başkasına saldırma. O da istediği gibi giyinsin. Bu ülkede başı açık, başı kapalı omuz omuza dolaşın. Biz rahatsız olmuyoruz, sen neden rahatsız oluyorsun. Farkına varamadığınız bir oyunda hepiniz gönüllü bir nefer olarak kullanıldınız gençler, aldatıldınız. ’Mustafa Kemal’in askerleriyiz’ diye yola çıktılar. Faiz lobisinin neferi oldular. ’Ulusalcıyız’ diye yola çıktılar, Türk bayrağının yakılmasına seyirci kaldılar. AKM’nin üzerinde teröristlerin poster, illegal örgütlerin paçavraları, bize hakaret içeren pankartlar var. ’Ulusalcıyız’, ’CHP’liyiz’ diyenler ’Ne oluyor?’ diyemiyorlar. 3 gün yurt dışındaydım. Bunu görünce tahammül mümkün değildi. 24 saat içinde ’indirin’ dedim. Polisimiz indirdi. ’Şafak operasyonu’ dediler. Bir de anıt var. Terör örgütünün posteri, yanında Mustafa Kemal’in resmi, yanında Türk bayrağı var. Neredesiniz ulusalcılar? Polisimiz onları da temziledi. Ne yapacaktı polis? Temizlemeyecek miydi? Polisimiz görevini yaptı. Polisimize bu süreçte çok zulmettiler. Hataları da olabilir. Bakanlığımız bu konuda çalışma yapıyor. Ama polisimize bu kadar vurmak, dünyaya böyle göstermek ihanettir. Sen de yarın dara düştüğünde müracaat edeceğin yer polistir, ’Gel beni koru’ diye. Polisimiz olmadan mı bir devleti yöneteceğiz."
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için ’Genel Müdür’ ifadesini kullandı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şöyle devam etti:
"CHP Genel Müdürü kalkmış, Almanya Başbakanı Merkel’e mektup yazmış. Kendi ülkesini şikayet ediyor. Hala genel başkan olamadı, genel müdürlükte kaldı. Milleti ile konuşmak yerine gidiyor başka ülkenin liderine ağlıyor. Reyhanlı’da 53 kardeşimiz şehit oldu. Bu tezgahtan CHP, CHP’li vekiller çıktı. Bu genel müdürün hiç sesini soluğunu duydunuz mu? Dünya, 53 şehitle ilgili açıklama yaptı mı? Hayır. Ama Gezi Parkı ile ilgili düğmeye basıldı ve hepsi yaygaralarını kopardı. 53 kardeşimi şehit eden Suriye de CHP’li vekillerimizi ağırlayanlardır. Tüm bu ahlaksızlık, hukuksuzlukların hesabını teker teker soracağız. Bu olayları başlatan, kışkırtanlara sandıkta milletim gereken cevabı verecektir. Milletin hesabı hukuk ve demokrasiyle sorulur. Kimin ne yaptığı belgeleriyle elimizde. Hepsini hukuka teslim ediyoruz. Bu oyunlar, tuzaklar bizi yolumuzdan alıkoymayacak. Türkiye’nin milli gelirini 10.5 yılda 3 katına çıkardık, Önümüzdeki 10 yılda bir 3 kat daha arttıracağız."
Başbakan Erdoğan, bu süreçten güçlenerek çıktıklarını, şimdi her zamankinden daha güçlü olduklarını söyledi. "Kabuk daha güçlü" diyen Başbakan Erdoğan, ’Duran adam’ eylemlerini eleştirirken, "Bazıları ’Duran adamlar’ üretmişler. Hepiniz durun. Biz ise; ’Durmak yok yola devam’ diyoruz. Onlar da durmaya devam etsinler. 2023 hedeflerine doğru biz emin adımlarla koşuyoruz" diye konuştu.
Konuşmasında ’Çözüm sürecine’ de değinen Başbakan Erdoğan, Reyhanlı saldırısı ve son gösterilerle çözüm sürecinin sabote edilmesi istendiğini ifade ederek, şöyle dedi:
"Aylardır terör nedeniyle şehit haberi gelmiyor. Türkiye 30 yıllık bir meseleyi çözme noktasına geldi. İnşallah çarşamba günü akil insanlarla final toplantısı yapacağız. Akil insanlar şehirlerimizi dolaşırken bazı gruplar gösteri yaptılar. Kimdi onlar? Ulusalcılar. İşte o ulusalcılar Türk bayrağının yakılmasına seyirci kaldı. Çözüm sürecine kim karşı çıktı? CHP. O CHP Taksim’de her türlü paçavraya göz yumdu. Mücadelemiz demokrasi mücadelesidir. Milletim bunların ne denli samimiyetsiz olduğunu gördü. Bu oyun tutmadı, bu oyun bozuldu. Şimdi onlar bu bozulan oyunu başka yerden nasıl tuttururuz hesabında. Ama o hesap da tutmayacak. ’Eğer biz bu olayda başarılı olamazsak bu iktidar bundan sonra kolay kolay yıkılmaz’ dediler. Günaydın. Yıkamayacaklar. Bu oyunun tamamından ülkemin dört bir yanı rahatsız oldu. Benim vatandaşım camide içki içen, ayakkabıyla camiye girenden, içerisini çöplüğe çevirenden rahatsız olmaz mı? Polisimize yapılan şiddetten, bu millet rahatsız olmaz mı? Onlara kaldırım taşlarıyla saldırdılar. Mecidiyeköy’de silahla ateş ettiler, bir polisi mi midesinden, birini ayağından yaraladılar. Polisim ateş etti mi? Biber gazı sıktı. Rahat dur biber gazı sıkmasın. Sen rahat durdun da polis gaz mı sıktı? Polis su sıkmayacak, biber gazı sıkmayacak da ne yapacak? Onun görevi o. Önce su, sonra biber gazı. Bu, onun asli görevi. AB müktesabatında var. Batı’nın polisleri ne yapıyor görmediniz mi? Yunanistan, Fransa, İngiltere ne yapıyor görmediniz mi? Bizde biber gazı sıkıyor diye birileri akıl veriyor. O aklı kendine sakla. Yeter ki o insan hukuk içinde ne yapmak istiyorsa yapsın. Kalkıp da kendi evimizde, mahremimize girecekse, belediyeye saldıracaksa kusura bakmasın orada da güvenlik güçlerimizi karşısında bulur."http://www.varaktasarim.com/

continue reading

Taksim'deki çağrıya uyan çok sayıda kişi ellerinde karanfillerle geldi

JAN29


Taksim’de Gezi Parkı’na girmek isteyen eylemcilere polis izin vermedi. Sadece Valiliğin izniyle Taksim Dayanışma Platformundan 9 kişi Gezi Parkına girip çiçek bıraktı.
Çağrıya uyan çok sayıda kişi de Taksim Meydanı'na çıktı. Atatürk heykelinden The Marmara Oteli'ne kadar uzanan kalabalık slogan atarak olaylarda yaşamını yitirenleri anıyor.
Topluluğun elinde sadece Taksim Dayanışma'nın bayrakları bulunuyor

Gezi Parkı’nın merdivenlerine çıkan bir kişi, önlem alan polis ekiplerine parka girmek istediğini söyledi. Ancak görevli polisler, şahısla konuşarak parka girmesine izin verilmeyeceğini belirtti. Bu sırada eylemcinin yanına gelen yaklaşık 20 kişilik grup da parka girmek istedi. Bunun üzerine parkın merdivenlerine gelen emniyet amiri eylemcilerle görüştü. Emniyet amiri eylemcilerle görüşerek Taksim Meydanı’na götürdü. Burada ikna edilen eylemciler, Gezi Parkı’na girmekten vazgeçip dağıldı.

Öte yandan Gezi Parkı ve Taksim Meydanı'nda çok sayıda polisin önlem aldığı görüldü.
GEZİ PARKI ANMASINA KADIKÖY'DEN DESTEK
 Taksim Dayanışması'nın 19.00'da Taksim Meydanı'nda düzenleyeceği anma törenine katılmak üzere yaklaşık 500 kişi Kadıköy Boğa heykelinin önünde biraraya geldi. Gezi Parkı olaylarında hayatını kaybedenlerin adı söylendi. Gruptakiler de hep bir ağızdan "Yaşıyor" dedi. Diren Kadıköy pankartı taşıyan gruptakiler "Her yer Taksim heryer direniş" ve "Faşizme karşı omuz omuza" sloganlarıyla yürüyüşe geçti. Çevredeki vatandaşlar da alkışlarla yürüyüşe katılanlara destek verdi. Eylemciler yürüyüşün ardından Kadıköy İskelesi'ne ulaştı. Eylemciler iskelede akbilbasmadan turnikelerin üzerinden atlayarak vapura bindi.http://www.varaktasarim.com/

continue reading

JAN29

'Erdoğan'ın sonu Menderes gibi olacak' diyen Kırca'ya büyük tepki

Levent Kırca katıldığı canlı yayında 'Kendini Adnan Menderes'e benzeten Erdoğan'ın neredeyse finali de Adnan Menderes gibi olacaktır' dedi

'Erdoğan'ın sonu Menderes gibi olacak' diyen Kırca'ya büyük tepki
Taksim Gezi Parkı'na polisin müdahale ettiği anlarda Ulusal Kanal'da konuşan Levent Kırca'nın "Erdoğan'ın sonu da Menderes gibi olacak" sözlerine Twitter'da yoğun tepki geldi. Kırca için #defolbuülkeden hashtag'i başlatıldı
 
 'Bu bir Kurtuluş Savaşı'dır'
  
Ulusal Kanal'da canlı yayına katılan Kırca, "Saldırı olunca deprem oluyor sandım. İnsanlar tencere tava ile dışarı çıktı. 50 yılllık bir sanatçı olarak Ben halkımla ben cumhuriyetçi arkadaşlarımla ben ulusalcı kardeşlerimle gurur duyuyorum. Karşımızda bir Kurtuluş Savaşı var. Bu nasıl Cumhuriyet 1. Kurtuluş ise son kurtuluştur."dedi.
 
 Erdoğan'ın sonu Menderes gibi olacak'
  
Başbakan Erdoğan hakkında kötü bir benzetme yapan Kırca, "Erdoğan ve yandaşları bu vebalin altından çıkamazlar. Kendini Adnan Menderes'e benzeten Erdoğan'ın neredeyse finali de Adnan Menderes gibi olacaktır. Bunlar gemiyi öyle bir azıya almışlar ki.. Tayyip Erdoğan akıbetine koşuyor. Türkiye şuan ayakta. Ben de giyiniyorum. Bir kalp hastası olarak Taksim'e gidiyorum."diyerek sözlerini sonlandırdı.
 
http://www.varaktasarim.com/

continue reading

JAN29

AK Partili Çelik'e göre 'kod adı İstanbul isyanı'

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çelik, "Taksim'deki olaylarına ilişkin "Tablo yerli yerine oturuyor" dedi

AK Partili Çelik'e göre 'kod adı İstanbul isyanı'
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Taksim'de başlayan olayların, şubat ayında ABD'deki Amerikan Girişimcilik Enstitüsü'nde "olası İstanbul isyanı" adıyla tartışıldığının ortaya çıkması üzerine, "Tablo yerli yerine oturuyor. Seçilen yer İstanbul, seçilen mekan Taksim. Apolitik olan gençliğin politize edilerek sokaklara sürülmesi... Bunların hepsi bir senaryonun yazıldığını ve bu senaryonun birileri eliyle tatbik edildiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.


Çelik, Washington'daki Amerikan Girişimcilik Enstitüsü'nde (American Enterprice Institute) "olası İstanbul isyanı" adıyla bir senaryonun ele alındığının ortaya çıkması üzerine, Sorularını cevapladı. Senaryoda, ele alınanların son günlerde Türkiye'de yaşananlarla paralellik arzettiğini kaydeden Çelik, "Son günlerde yaşadıklarımız, bir oyun" dedi.

"İstanbul İsyanı Planı" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçmiş başbakanlardan farklı bir yapısının bulunduğunu söyleyen Çelik, "Bugüne kadar Batılı ülkeler nezdinde hak ettiğimiz dik duruşu sergileyemeyen maalesef başbakanlar vardı. ABD Başkanları veya gelişmiş ülkeler karşısında el pençe divan duran başbakanlar, maalesef bizim tarihimizde var. Recep Tayyip Erdoğan, uluslararası haksız nizamı eleştiren bir lider. Birleşmiş Milletler sistemini, özellikle Güvenlik Konseyini kuvvetlilerin hakkı olarak kabul edildiği işleyişi eleştiriyor. 'Kuvvetliler haklı değil, haklılar kuvvetli olmalıdır' diyor. Avrupa Birliği ülkeleriyle eşit ilişki kuran bir Başbakan var. İşte bunlar birilerini rahatsız ediyor. Onun için maalesef bu son senaryoda da bunu görüyoruz.ABD'deki NeoCon'ların bizimle ilgili tavrını, düşüncelerini biliyoruz. Oradaki çeşitli lobilerin tavrını biliyoruz. 1915 olaylarına yönelik yapılan hazırlığı biliyoruz" ifadesini kullandı.

"Bizim etkin bir dış politika ortaya koymamız, onurlu haysiyetli durmamız, başımızı dik tutmamız birilerini rahatsız ediyor" diyen Çelik, şunları söyledi : "Tablo yerli yerine oturuyor. Seçilen yer İstanbul, seçilen mekan Taksim. Apolitik olan gençliğin politize edilerek sokaklara sürülmesi... Bunların hepsi bir senaryonun yazıldığını ve bu senaryonun birileri eliyle tatbik edildiğini gösteriyor. Bir işin startıyla o işin aldığı şekil çok farklı olabilir. Bir noktadan hareket edilir, sonra o nokta büyütülür. Gezi Parkı, yeşil ve çevre duyarlılığı gibi masum bir hadise olarak başlatılır ama farklı farklı yönlere çekilir. İşte tam da burada bu planın içinde 'Kod Adı İstanbul İsyanı' denilen tezgah tam da istenilen noktaya getirilmiştir" "O senaryoyu, oynayıp oynamamak bizim irademizde" "Dış güçler ve onların yerli işbirlikçileri" diye sık sık söylenen kalıp söze atıfta bulunan Çelik, şöyle devam etti : "Benim yadırdağım şudur. Birileri dışarda şunu veya bunu tezgahlayabilir. Ben o tezgaha niye geliyorum kardeşim. Aslında orada dikkat etmesi gereken biziz. Biz, millet olarak başımıza gelen felaketleri, musibetleri hep dışarı havale ediyoruz. Evet birileri dışarıda bizim için senaryo yazıyor ama o senaryoyu oynayıp oynamamak bizim irademizde." "Resmen fitnenin değirmenine su taşıyorlar" Bazı ünlü gazetecilerin yanı sıra sanatçı ve aydın olarak bilinen pek çok kişinin bu süreçte sosyal paylaşım ortamlarından paylaştıkları ifadelerle, yaptıkları açıklamalarla halkı tahrik ettiğini söyleyen Çelik, "Resmen fitnenin değirmenine su taşıyorlar. Birileri, bu Gezi olaylarının rüzgarıyla 'ben yelkenimi şişirebilir miyim' gayreti içine girdi. Rant elde gayreti içindeler" diye konuştu.

"Cenaze üzerinden bile bir öfke kabarması oluşturmak isteyen bir anlayış var" Ankara'daki gösteriler sırasında yaralanıp hastanede hayatını kaybeden Ethem Sarısülük'ün cenaze töreni sebebiyle yaşanan gerginliği de değerlendiren Çelik, CHP Genel Başkan Yardımcısı Haluk Koç'un kendisini arayarak cenazenin önce Batıkent'teki cemevine oradan da memleketi Çorum'a defnedilmek üzere götürülmek istendiğini iletmesi üzerine bizzat İçişleri Bakanı Muammer Güler'i arayarak bu talebi aktardığını kaydetti.

Çelik, "İçişleri Bakanımız 'hay hay, götürsünler cemevine' dedi. Fakat cenaze merasimi yapmak yerine Kızılay'a Sıhhiye'ye getirip, merasimi yapmak yerine bunu bir kalkışma malzemesi yapmak, bir ölünün cenazesi üzerinden bile bir öfke kabarması oluşturmak isteyen bir anlayış var. Bu, hasta bir zihniyettir. AK Parti'ye zarar veriyorum diye ülkesine zarar veren bir zihniyettir. İnşallah sağduyu galebe çalar" diye konuştu.

"Türkiye'den de bazı garibanları maalesef piyon olarak kullanıyorlar" Yabancı medyanın, olayları abartarak, Türkiye'de adeta iç savaş yaşanıyormuş gibi yayın yaptığını da ifade eden Çelik, "Bunlar, menfaatsiz, bir şekilde mama almadan kimseye günahlarını vermezler. Sincan'da nerdeyse bir milyon insanın toplandığı meydandan neredeyse hiç yayın yapmadılar. Bu olacak şey mi? Birileri bunları besliyor. Bunların hangi lobiler adına, hangi zihniyetler adına hareket ettiği bizce biliniyor ama halkımızın intibaha gelmesi, uyanması lazım. Bunlar topyekün Türkiye'yi hedef almışlar ama Türkiye'den de bazı garibanları maalesef piyon olarak kullanıyorlar. Bu meselede kimsenin, özellikle iyi niyetli insanlarımızın kendini kullandırmaması lazım." Kod Adı : İstanbul İsyanı Yeni Şafak gazetesinin bugünkü sayısında "Kod Adı İstanbul İsyanı" şeklinde manşete taşınan senaryonun, şubat ayında ABD'de tartışıldığı ortaya çıktı. Washington merkezli İsrail kuruluşu Amerikan Girişimcilik Enstitüsü (American Enterprice Institute) adlı kuruluşta, "Büyük gösteri olursa Taksim, Tahrir gibi kimlik kazanır. Türk gençliği apolitik, meydanlara inerse zaman içinde politikleşir. Sokaklar canlı tutulmalı. Ulusal sol hareketler, ilerici hedefler ortaya koyamadığı için meydanı bir halk hareketine dönüştürmek zor olabilir" yorumları yapıldığı kaydediliyor.

Toplantıya, ABD'nin eski Başkanı George W. Bush'un ekibinde yer alan ve Türkiye karşıtlığıyla bilinen Donald Rumsfeld, Paul Wolfowitz, Richard Perle, Bernard Lewis, Elliot Abrams, John Bolton, William Kristol ve Douglas Feith gibi isimlerin katıldığı belirtiliyor. Türkiye karşıtı söylem ve politikalarıyla bilinen "NeoCon" isimler, 2007 yılında da Türkiye'yi karıştırmaya yönelik "Hudson Planı" ile gündeme gelmişti
http://www.varaktasarim.com/

continue reading

JAN29


16 Haziran 2013 - 17:41

"Yeter artık yeter!"

"Yeter artık yeter!"
Şişli'de polis, eylemcilere tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti. Göstericiler ara sokaklara kaçıp dağılırken Ergenekon caddesi sakinlerinde bazıları pencerelere çıkarak tencere ve tavaları birbirine vurarak tepki gösterdi. Gözyaşlarını tutamayan bir kadının ise polise , "Yeter, gidin artık " diyerek tepkisini dile getirdi.http://www.varaktasarim.com/

continue reading

JAN29

arnede görülmemiş yazı!

Mardin'de lise öğrencisiin karnesindeki, 'Düşünceler' bölümünde, sınıf öğretmeninin yazdığı "Allah ıslah etsin" görüşüne aileden tepki geldi.

Karnede görülmemiş yazı!
Mardin'in Midyat İlçesi'ndeki Midyat Anadolu Lisesi 9'uncu sınıf öğrencisi B.T.A.'nın karnesindeki, 'Düşünceler' bölümünde, sınıf öğretmeni M.H.'nin, "Ne diyeceğimi bilemiyorum. Allah ıslah etsin" görüşüne ağabeyi Rıdvan A. tepki gösterdi.
 
Midyat Anadolu Lisesi 9'uncu sınıf öğrencisi 16 yaşındaki B.T.A.'nın ağabeyi Rıdvan A., M.H. adlı sınıf öğretmenin, karnedeki yorumuyla kardeşini rencide ettiğini öne sürdü. Derslerindeki zayıf notları nedeniyle sınıfta kalan B.T.A.'nın ağabeyi Rıdvan A., "Biz çocuğumuzu ıslah evine mi göndermişiz yoksa Milli Eğitim'in, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir okuluna mı? Karıştırmış durumdayım şu an. Bir camide 'Allah ıslah etsin', bir ıslah evinde belki, 'ıslah etsin' olabilir. Ama biz çocuğumuzu eğer Allah'ın ıslahına bırakacaksak, onlara emanet etmemizin bir anlamı yoktur. İnanan insanlarız. Allah'ın ıslahı o, biz ve Allah'ın arasındadır. Eder veya etmez" dedi.
 
Kardeşinin başarılı bir öğrenciyken, artık okuldan nefret eden, dersten soğuyan, ders çalışmak istemeyen bir öğrenci haline getirdiğini ileri süren Rıdvan A., haklarını hukuki yoldan arayacaklarını söyledi. Rıdvan A, "Kendi eğitimlerini ilk önce becerebilsinler. Kendi dersi ile ilgili, fizik dersine de giriyormuş ve çocuğun bu dersi maalesef ki 1. Bununla ilgili bir gün olsun, ne öğrenci velisi olarak bana, ne de hiç kimseye bu konuda hiçbir iletişim kurulmamıştır. Sınıfın ortasında öğrenciyi rencide edip, okuldan soğutuyor diye konuştu.
 
Karnesinde bu değerlendirmeyi gördüğünde çok üzüldüğünü belirten B.T.A., çok üzüldüğünü arkadaşları arasında komik duruma düştüğünü ifade ederek, "Karnemde 'Allah ıslah etsin' sözlerini öğretmenden duymak hakikaten çok üzücü bir duygu. Şu ana kadar hiçbir öğretmenimden böyle kötü bir şey duymamıştım. Öğretmen babam gibidir. Böyle bir şey duymak hakikaten üzücüdür. Yani dövse daha iyiydi" dedi.
http://www.varaktasarim.com/

continue reading