Terim ile Kocaman buluşması dikkat çekti

JAN29


Terim ile Kocaman buluşması dikkat çekti

Spor Toto Süper Lig'de 16. hafta mücadelesinde Galatasaray ile Fenerbahçe Türk Telekom Arena Stadı'nda karşı karşıya geldi. En çok merak edilen ise iki takımın teknik adamının buluşmasıydı.

16 Aralık 2012 | 21:13
Haberin fotoğrafları
Maç öncesi merakla beklenenlerden biri son haftalarda bazı polemiklerle spor kamuoyunun ana gündem maddesi olan iki isim Aykut Kocaman ve Fatih Terim'in buluşmasıydı.
Arena'da karşılaşma öncesi kısa süre bir araya gelen ikili foto muhabirlerine poz verdi. Fenerbahçe sportif direktörü ve teknik sorumlusu Aykut Kocaman ile G.Saray teknik direktörü Fatih Terim arasındaki resmi görüntü dikkatlerden kaçmadı.

continue reading

Bakkalda dövdüğü eşiyle barıştı

JAN29


Bakkalda dövdüğü eşiyle barıştı

ZONGULDAK’ın Kozlu İlçesi’nde sığındığı mahalle bakkalında eşini döverken güvenlik kameralarına yansıyan ve 6 ay evden uzaklaştırma cezası verilen taksi sürücüsü 30 yaşındaki Murat Özçiçek, eşi 22 yaşındaki Mine Özçiçek ile barıştı. 7 yıl önce 15 yaşındayken evlendiği eşini sevdiğini söyleyen Mine Özçiçek, "Eşimle tartışmalarımız parasızlık yüzünden" dedi.

Bakkalda dövdüğü eşiyle barıştı
Ersin ERCAN- Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK, (DHA)
19 Mayıs Mahallesi’nde babasının evinde oturan Murat Özçiçek, geçen 23 Kasım’da şiddetli geçimsizlik nedeniyle tartıştığı eşini dövdü. Evden kaçıp mahalle bakkalına sığınan eşinin peşinden koşan Murat Özçiçek, burada da eşini dövmeye devam etti. Güvenlik kameralarına yansıyan olayda eşini saçından tutup sürükleyen ve döven Murat Özçiçek, çevredeki diğer kişilerin müdahalesi ile sakinleştirildi. Polis tarafından gözaltına alınan ve daha önce de eşini dövmesi nedeniyle hakkında soruşturma açılan Murat Özçiçek, Savcılık tarafından 6 ay evden uzaklaştırma cezasına çarptırıldı.
BARIŞTILAR
 
Kamera görüntüleri basına yansırken, 2 çocuk sahibi olan çiftin barıştığı ortaya çıktı. Kozlu’daki taksi durağında şoför olarak çalışan Murat Özçiçek, eşiyle parasızlık nedeniyle tartıştıklarını, alkollü olduğu için de kendisini kaybettiğini söyledi. Murat Özçiçek, günlük 20 lira yövmiye ile çalıştığını, elektrik, su faturalarını ödeyemediğini, bu yüzden eşiyle problem yaşadıklarını anlattı.
 
EŞİNİ BÖYLE DÖVMÜŞTÜ
 
Oynat
 
15 YAŞINDA EVLENMİŞ
 
Mine Özçiçek de eşiyle 7 yıl önce 15 yaşındayken kaçarak evlendiklerini söyledi. Eşinin maddi sıkıntılar nedeniyle sürekli alkol aldığını belirten Mine Özçiçek, "Ben eşimi seviyorum. Ancak eşimin doğru dürüst bir işi yok. Elektrik, su faturasını ödeyemiyoruz. Oğlum 6 yaşında, ancak 30 liralık okul aidatını ödeyemediğimiz için anaokuluna gönderemiyoruz. O akşam da bu yüzden tartıştık. Ben bu sıkıntılar nedeniyle biraz yakınınca o da sinirlendi ve beni dövmeye başladı. Evden çıkıp bakkala sığındım. Aslında oradan polisi arayacaktım. Ancak fırsat bulamadım" diye konuştu.
 
BAKKAL: KARI KOCA ARASINA GİREMEMong>

continue reading

Kuyt'tan Stoch açıklaması!

JAN29


Kuyt'tan Stoch açıklaması!

Fenerbahçe'nin Hollandalı futbolcusu Dirk Kuyt, İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçının ardından merak edilen soruları yanıtladı.

09 Aralık 2012 | 22:15
Fenerbahçe'nin Hollandalı futbolcusu Dirk Kuyt, İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçının ardından çok önemli bir galibiyet imza attıklarını söylerken Miroslav Stoch'un M'Gladbach maçından çıkarken elini sıkmamasıyla ilgili de konuştu. Hollandalı yaptığı açıklamada, "Futbol duygusal bir oyun ve bazen öyle şeyler olabiliyor. Stoch bana geldi ve insanların anlatmasından sonra benim orada olduğumu fark etmiş. Bunun farkına vardıktan sonra benden özür diledi ve ben de bu özürü kabul ettim" dedi.

Galatasaray derbisi hakkında da konuşan Kuyt, "Güzel bir maç olacak. Şu andaki seviyemize gelmek için zaman harcadık. Bence her hafta Fenerbahçe daha iyi oluyor. Galataasaray derbisi için hazırız. Bir an önce maçı oynamak istiyoruz" diye konuştu.

continue reading

"Esad konusunda kimseyle görüşmüyoruz"

JAN29


"Esad konusunda kimseyle görüşmüyoruz"

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye’de Libya senaryosunun gerçekleşmesine izin vermeyeceklerini belirtti.

"Esad konusunda kimseyle görüşmüyoruz"
Moskova’da düzenlenen "Rusya ve Değişen Dünya" başlıklı toplantıda konuşan Lavrov, "Batılı ortaklarımız Suriye konusunda varılan Cenevre anlaşmasından uzaklaştılar, Beşar Esad’ın görevinden ayrılması için yol arıyorlar" dedi.

Suriye yönetiminin kimyasal silah kullanmak gibi bir planı olmadığını ve olamayacağını savunan Lavrov, kimyasal silah kullanılması konusundaki en büyük tehlikenin direnişçilerden kaynaklandığını öne sürdü.

Lavrov, Suriye’deki birinci önceliklerinin tarafların çatışmalara son vererek görüşme masasına oturmalarının sağlanması olduğunu kaydederek, "Uluslararası toplumun da önceliği insan hayatının korunması ise buna destek olmalı. Ancak bazı devletlerin önceliği insan hayatı değilBeşşar Esad’ın görevinden ayrılması" ifadesini kullandı.

Lavrov ayrıca, Rusya’nın Esad’ın geleceği konusunda kimseyle bir görüşme yapmadığını vurguladı.
Dublin’de ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile BM ve Arap Birliği Suriye Özel Temsilcisi El-Ahdar el-İbrahimi’yle yaptığı görüşmede, özel temsilcilerin de katılacağı Dışişleri Bakanları Yardımcıları düzeyinde Suriye konusunda beyin fırtınası yapılmasının önerildiğini söyleyen Lavrov, sadece bir şart altında böyle bir toplantıya katılacaklarını ifade etti.

Lavrov, "Böyle bir beyin fırtınası toplantısının merkezinde Cenevre anlaşması olmalı, Esad’ın görevini bırakması gibi bir konu gündeme gelmemeli" dedi.

FÜZE KALKANI PROJESİ
ABD’nin Avrupa’ya kurmayı planladığı füze kalkanı projesinde değişikliğe gideceği yönünde izlenim elde edemediklerini belirten Lavrov, bu planın bir biçimde hayata geçirileceğini düşündüklerini söyledi. Lavrov, böyle bir durumda, Rusya’nın nükleer caydırıcılığının riske gireceğini savundu.

Lavrov, konuyla ilgili hala görüşmelere açık olduklarını hatırlatırken, "Ancak iki temel şartımız var. Ya Avrupa-Atlantik bölgesine yönelik tehditlere karşı ortak bir sistem oluşturacağız ya da sistemin Rusya’ya karşı olmadığı konusunda bize garanti verilecek, sistemin her aşamasındaki askeri ve teknik gelişmeleri takip etmemiz sağlanacak" dedi.

continue reading

Hayat öpücüğü Bekir'den

JAN29


Hayat öpücüğü Bekir'den

Spor Toto Süper Lig 15. hafta maçında Fenerbahçe, Kadıköy'de İBB'yi Cristian ve Bekir'in golleriyle 2-0 mağlup etti ve Galatasaray derbisi öncesi moral buldu.

09 Aralık 2012 | 20:43
Haberin fotoğrafları
Spor Toto Süper Lig 15. hafta maçında Fenerbahçe, Kadıköy'de İBB'yi Cristian ve Bekir'in golleriyle 2-1 mağlup etti.
Şükrü Saraçoğlu Stadı'nda oynanan karşılaşmada sarı lacivertli ekibe galibiyeti getiren goller 5. dakikada Cristian ve 79'da Bekir İrtegün'den geldi. İBB'nin tek sayısı ise 19. dakikada Pierre Webo'dan geldi.
Gelecek hafta oynanacak Galatasaray maçı öncesi moral bulan sarı lacivertli ekip, puanını 27'ye yükseltti. Konuk ekip İstanbul Büyükşehir Belediyespor ise 15 puanda kaldı.

continue reading

Biz dolandırılmayalım diye o dolandırılıyor

JAN29


Biz dolandırılmayalım diye o dolandırılıyor

National Geographic’te yayımlanan “Dolandırıcılar Şehri” programının sunucusu Conor Woodman, İstanbul’da çekilen bölümle ilgili “Türkiye’yi kötü gösteriyor” denilerek eleştirildi. Woodman bu tip olayların sadece İstanbul’da değil dünyanın bütün şehirlerinde yaşandığını ifade etti

Biz dolandırılmayalım diye o dolandırılıyor
Ulaş Gürşat ulasgursat@milliyet.com.tr
İrlandalı gazeteci, yazar ve ekonomist Conor Woodman, National Geographic’te yayımlanan “Dolandırıcılar Şehri” için dünyadaki
10 şehre gidip kazıklanmaya çalıştı. Programda Woodman, gittiği şehirlerde bir turist gibi davranıp tipik bir turistin başına gelebilecek dolandırıcılık olaylarını yaşamak için uğraştı. Woodman dolandırıcıları ve dolandırıcılık olaylarını üzerindeki ve kendisiyle beraber gezen ekibindeki gizli kameralarla belgeliyor. İstanbul’daki bölümde “Türkiye’yi kötü gösteriyor” denilerek eleştirilen Woodman bu tip şeylerin dünyanın her yerinde olduğunu anlattı. Çekimlerde bir yandan şehrin tadını çıkarmaya çalıştığını bir yandan da başını derde sokma çabası içerisinde olduğunu anlatan Woodman, yabancı bir ülkede başka bir şehri ziyaret edecek olan turistler için de çok önemli tavsiyelerde bulundu ve “Turistler polise şikayette bulunmakta tereddüt ettikleri, yanlarında nakit para taşıdıkları ve sistemi bilmedikleri için kolay hedef oluyorlar” dedi. Program “Siz dolandırılmayın diye, biz dolandırılıyoruz” sloganıyla ekranlara geliyor.
İŞTE PROGRAMIN İSTANBUL'DA ÇEKİLEN BÖLÜMÜ!
Oynat


Programın konseptinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Bu şov 10 bölümden oluşuyor. Her bölümde başka bir şehirde turistlerin başına gelen vakaları inceliyoruz. Kendimi bir turist yerine koyuyorum ve bir turist neler yaparsa onu yapıyorum.
 İstanbul’da tam olarak ne oldu bize anlatabilir misiniz?

İstanbul’da da kendimi turist kılığına soktum ve İstiklal Caddesi’nde yürümeye başladım. Çok vakit geçmeden genç bir adam bana çok dostane bir şekilde yaklaştı.
20 ila 30 yaşlarında. Bana “Nasılsın? Ben İstanbullu değilim ama Türkçe biliyorum. Neler yapıyorsun?” dedi. Ben de ona “Etrafta dolanıyorum. Öyle vakit geçiriyorum” cevabını verdikten sonra “O zaman sana birkaç tane iyi bar tavsiye edebilirim, beraber takılabiliriz” dedi. Ama bütün bunları çok çok dostane bir şekilde söyledi. Bu başıma İstanbul’daki ilk gün geldi. İkinci üçüncü günde de aynısı oldu. Üçü de farklı kişilerdi. Ve hepsi benzer şeyler söyledi. Birisi “İlk içki benden” diye söz verdi. Bu şekilde sizin güveninizi kazanmaya çalışıyorlar “Hadi sana bir içki ısmarlıyayım” diyorlar. Sonra barda futboldan, kadınlardan, seyahetlerden konuşuyorsunuz. Bara gittikten sonra “Hadi bir kulübe gidelim ve kızlarla takılalım” diyorlar. Sonra sizi oraya götürüyorlar. Kötü bir yer gibi gözükmüyor, etrafta kızlar dans ediyor. Birkaç içki içip oturuyorsunuz. Kalkmak istediğinizde karşınıza çılgın bir hesap çıkıyor. İlk gün bu hesap yüzlerce avro çıktı. Ben de herkesin yapacağı gibi hesaba itiraz ettiğimde iri yarı adamlar çıkageldi. Onlar da size “Hayır bu ödemen gereken hesap” diyorlar. İlk seferinde o arkadaşım dediğim adam tuvalete gitti ve bir daha asla ortaya çıkmadı ve beni hesapla baş başa bıraktı. İkinci seferde yine o adamlardan birisi “Tamam yarı yarıya paylaşalım” dedi. O kredi kartını ben de kredi kartımı çıkardım. Ancak hesap onun kartından çekilmedi, benimkisinden çekildi. Bir diğer seferde ise üzerimde para olmadığını söyledim. Sonra
o iri yarı adamlardan birisi “O zaman dışarı çıkıp ATM’ye gidiyoruz” dedi. Beni dışarı çıkardı ve ATM’den 1.700 lira çekip kendisine verdim.
“Buines Aires’te kendimi silahlı adamlarla bir odada buldum

Polis olaya ne zaman karıştı?

O gece polis de oradaydı. Çünkü benimle ilgisi olmayan başka bir turist hesaba itiraz edip şikayet etti. Bardaki polise “Bana ne oluyor beni ATM’ye götürüyor” dedi. Polis de “Umrumuzda değil” dedi.
 İstanbul’da başınıza gelen başka bir olay var mı?

Evet taksiler. Her şehirde taksilerle ilgili dolandırıcılıklar oluyor. Taksi şoförlerinin
yüzde doksanının iyi ve dürüst insanlar olduklarına inanıyorum. Ama dünyadaki bütün şehirlerde yüzde 10’luk bir kısmı sizi uzun yoldan götürüyor. Bazen de sizi soyulabileceğiniz bir yere götürüyorlar. Çünkü turistler “Nereye gidebilirim, nerede iyi bir bar veya restoranlar var?” diye taksicilere sorar. Bazıları da sizi anlaşmalı oldukları ve sizin kazıklanacağınız mekanlara götürürler.
Başka şehirlerde karşılaştığınız olayları anlatabilir misiniz?

Belki de en tehlikeli bölümü Buenos Aires’te çektik. Çünkü çok büyük bir sahte para tehlikesi var. Orada sahte para çok yaygın ve birçok turist bu paralara kanıyor. Ben de hikayeyi takip ettim ve Buenos Aires’te sahte para basan adamla tanıştım. Büyük bir çeteydi ve pek hoş insanlar değildi. Onlarla anonim bir şekilde röportaj yapmak istedim. Sonra üç maskeli, uyuşturucudan kafaları kıyak ve silahlı adamla bir odada kendimi buldum. Onlarla röportaj yapmak istedim. Beni silahlı ve maskeli
bir şekilde bir odaya sokacaklarını düşünmemiştim. Bu ağır bir deneyimdi.
 En kötüsü bu muydu?

Evet en kötülerinden birisiydi. Bir diğeri de Prag’da başıma geldi. İstanbul’dakine benzer bir hikayeydi. Yine o barlardan birisinde hesaba itiraz ettim. Bardaki iri adam beni duvara yapıştırdı ve bana birkaç tokat attı.
 Nasıl bir histi?

Çok tuhaf. Çünkü bir yanınız “Aman tanrım,
bu gerçekten korkunç bir durum. İri bir herif tarafından duvara yapıştırıldım ve dayak yiyorum” diyor, diğer yanınız ise “Bu harika, hikaye ve şov için muhteşem oldu” diyor.
En büyük hedef turistler mi oluyor?

Bu insanlar dünyadaki bütün şehirlerde var.
Bu program sayesinde “turist kazıklama endüstrisi”nin ne kadar büyük olduğunu görmüş oldum. Turistlerin hedef olmadığı tek bir şehre bile gitmedim. Turistler çok kolay hedef oluyor. Çünkü: 1. Sistemi bilmiyorlar. 2. Hep yanlarında nakit para taşıyorlar. 3. Çok kısıtlı zamanları var. Bu yüzden de başlarına bir şey geldiğinde polise gidip şikayette bulunmak istemiyorlar. Çünkü tatildeler ve bir günlerini çaldırdıkları para için karakolda geçirmek istemiyorlar. Bu üç şey kendilerini çok kolay hedef yapıyor.
 “Dolandırılmak için araştırıyoruz”

10 bölüm boyunca dünyadaki şehirlere kazıklanmak için gittiniz. Peki hiç gittiğiniz şehirlerin tadını çıkarabildiniz mi?

Aslında hiç boş zamanım olmuyor. Ama yine çok komik. Bütün bunları gizli kameralarla çekip bir turist gibi şehirde dolaşırken şehrin tadını çıkarabiliyorum. Ama aynı zamanda da başımı
derde sokmak ve kazıklanmak için fırsat kolluyorum. Bir yanım başka bir şehirde olmaktan keyif alıyor, bir yanım da başıma korkutucu şeylerin gelmesi için bekliyor.
 Bir şehre gitmeden önce o şehirde başınızı nasıl derde sokacağınıza veya kazıklanacağınıza dair bir araştırma yapıyor musunuz?

Her şehri araştırıyoruz. Ekibimiz her yere bakıyor. Neler olup bittiğine bakıyor ve yerel bir gazetecinin yardımını alıyoruz. Bu bize çok yardımcı oluyor, olayların geliştiği yere gidiyor ve olabilecekler için bekliyoruz. Bu biraz vahşi hayatı çekmek gibi. Bir kaplanı çekmek istiyorsanız ormanda kaplanların olduğu yerde kameranızla beklersiniz. Ben de bunun için İstiklal Caddesi’ni defalarca turladım. Her seferinde karşınıza birisi çıkıp sizi bir bara götürmek istemiyor ama bu başınıza yeterince geliyor.
 Gittiğiniz en kötü yer neresiydi?

Bence Güney Amerika daha kötüydü. Çünkü orada uyuşturucular ve silahlar daha yaygın. Buenos Aires ve Rio’da böyleydi. Avrupa’da ise işler daha akıllıca ve sofistike oluyor. Bütün şehirlerde bunlar oluyor, bu yüzden en kötü yeri söylemek zor.
 Peki İstanbul’a özgü olduğunu düşündüğünüz dolandırıcılık metodu sizce ne?

Kesinlikle hanutçular. İstanbul bu tip dolandırıcılık metodunda premier ligin zirvesinde.
Programın İstanbul bölümü büyük tepki çekmişti.
“Gideceğiniz şehri internette iyice araştırın”
 İstanbul’u ziyaret edecekler için tavsiyeleriniz var mı?

Aslında sadece İstanbul için değil her yer için benzer tavsiyeler verebilirim. İnsanlar bu şovun turistleri korkuttuğunu söylüyor. Ama ben “Korkmayın, hazırlıklı olun” diyorum. Kendinizi bir şehre gitmeden önce hazırlamak için yapabileceğiniz çok şey var. İnternette gideceğiniz şehri iyice araştırın. Rehber kitaplara göz atın. TV programlarını izleyin, mesela benimkisi gibi. İzleyip okursanız neler olabileceği hakkında bir fikriniz olabilir. Bu bilgiyle daha dikkatli olursunuz.
Bir diğer şey de insanlar İstanbul veya Roma gibi bir şehre gittiğinde “Çok güzel” diyorlar ve o şehirdeki her şeyin güzel olması gerektiğini düşünüyorlar.
O şehirlerde de sizin kendi şehrinizde olduğu gibi suçlar işleniyor. Bu yüzden kendi şehrinizde yapmayacağınız şeyi tatil için gittiğiniz şehirlerde de yapmayın.
Mesela sen İstanbul’da bir kafede oturuyorken çantanı göz önünde olmayan bir sandalyeye bırakır mıydın?
 Ben mi? Asla...

Elbette hayır. Kimse kendi yaşadığı şehirde bu tip şeyleri yapmıyor. Ama mesela Roma’ya gittiğinizde kız arkadaşınızla romantik bir akşam geçirirken neden bunu yapıyorlar? Aynı şekilde kendi şehrinizde ne kadar parayı yanınızda taşıyorsanız, gittiğiniz yerlerde de aynısını taşıyın. Bütün şehirler için benzer dolandırıcılık metotları var: Taksiler, yan kesiciler, kapkaççılar... Ama bazı şehirlerin kendine özgü dolandırıcılık yöntemleri var. Bunun için de o şehirle ilgili kendine özgü dolandırıcılık metotlarını araştırın.
İstanbul’da hanutçular Barselona’da yankesiciler
 Peki bu şov için gittiğiniz 10 şehrin kendisine özgü dolandırıcılık metotlarını sıralayabilir misiniz?

l Barselona - Yan kesiciler
l Marakeş - Halıcılar
l İstanbul - Hanutçular
l Bangkong - Sahte kız arkadaşlar
l Buenos Aires - Sahte para
l Rio - Karnaval zamanı yaşanan dolandırıcılıklar
Las Vegas - Gece kulüplerinde yaşananlar. Size VIP kartı satanlar oluyor ama VIP çıkmıyor.
l Roma - Tur rehberleri
l Prag - Taksiler. Oradaki taksiler gerçekten çok tehlikeli.
l Delhi - Sahte doktorlar.

continue reading

mutfak dolabı yenileme

JAN29


     Mutfağınızda Mutfak dolabı  istediğinizde firmamız size anahtar teslim hizmet verecektir. Yani şuanki mevcut mutfağınızın sökülmesi için birilerini, su tesisatının düzenlenmesi için su tesisatçısını, elektrik aksamları için elektrikçiyi çağırmanıza aramanıza gerek yok. Maalesef bu sorun insanlar hazır mutfak için anlaşıp ödeme yaptıktan sonra ortaya çıkmakta, piyasadaki bir çok yer " Biz mutfak dolaplarını takarız gerisine karışmayız" demekte, size hesapta olmayan hem ekstradan yüksek maaliyet çıkmakta, hemde aldatılmış hissi ve morâl bozukluğu yaratmaktadır.

     Kaliteyi birinci planda tutarak aynı zamanda en ekonomik çözümlerle müşteri memnuniyetini sağlamayı prensip edinenen tan yapı dekorasyon. sektördeki tüm gelişmeleri yakından takip ederek gerek yerli malzemede gerekse ithal malzemelerde farklı seçenekleri, siz müşterilerimize kaliteli ve hesaplı çözümler olarak sunmaktadır.

     Kaliteli tasarım, ücretsiz keşif ve satış sonrası destek hizmetleriyle müşteri memnuniyeti daima en üstte tutan firmamız sizleride mutfağınızda tan yapı Dekorasyon kalitesi ve ergonomisiyle tanışmaya davet ediyor.






 



continue reading

Şöhret özür diletti

JAN29

Gangnam Style şarkısıyla dünya çapında üne kavuşan Güney Koreli şarkıcı PSY, bu kez mecburi özrü ile gündeme geldi.

Gangnam Style şarkısıyla dünya çapında üne kavuşan Güney Koreli şarkıcı PSY, bu kez mecburi özrü ile gündeme geldi.
 
PSY, ABD'de çıkacağı “Washington'da Noel” adlı program öncesinde daha önce yazdığı Amerikan karşıtı şarkı sözleri nedeniyle özür diledi.
PSY, 2004 yılındaki bir konseri sırasında yazdığı bir şarkıyla ABD'li askerlerin ölümünü istemişti.
PSY, yaptığı basın açıklamasında, söz konusu konserde kullandığı ifadelerin Irak Savaşı'na ve Güney Kore'de 2002'de bir Amerikan tankının altında kalan iki kız çocuğunun ölümüne duygusal bir tepki olduğunu belirterek ABD'den özür diledi.
PSY açıklamasında, “Benim ülkemde ve tüm dünyadaki özgürlük ve demokrasiyi korumak için kendilerini kurban eden ABD askerlerini anlıyorum” dedi.
Washington'daki Noel kutlamalarına katılacak olan PSY'nin vereceği konsere ABD Başkanı Barack Obama ve eşinin de katılması bekleniyor.
PSY'nin 2004 yılında söylediği şarkıda bu sözler yer alıyordu:
“Iraklı esirlere işkence eden Yankeeeleri öldürün, onların kızlarını, annelerini, kayınvalidelerini ve babalarını, hepsini yavaşça ve acı vererek öldürün

Şöhret özür diletti
 




































continue reading